2.09.2017

BİZ GELDİK

Hem de yemek yapmaya geldik. Aslında hep yaptığımız şeyi yani...

Yaklaşık 7 aydır veganım. Bu zaman zarfında o kadar çok şey öğrendim ki artık bir blog açmanın yeridir diye düşündüm.

Aslında yaptıklarımı İnstagram'da paylaşıyordum. Ama birkaç gün önce pat diye kapattılar hesabımı. Yunus'la aynı bilgisayardan ve telefondan kendi hesaplarımıza girip çıktığımız için olduğunu düşünüyorum. Bir sürü vegan yemek, vegan tarif, vegan tat, vegan sunum tabağı hepsi gitti... Hesabımı geri almaya çalışıyorum elbette; ama alabilir miyim alamaz mıyım orasını bilmiyorum.

Biz hayvanları çok seviyoruz. Laf olsun torba dolsun, şov olsun el alem alkış tutsun diye değil baya baya seviyoruz. Hayır sadece kedi köpekleri kastetmiyorum, BÜTÜN hayvanları seviyoruz.

İneklerden civcivlere, koyunlardan domuzlara, tavuklardan hindilere, tilkilerden balıklara hepsini. Ve onları sevdiğimiz için de yemiyoruz, giymiyoruz, kullanmıyoruz, sömürmüyoruz, kendimize köle etmiyoruz... Vegan olmadan hayvansever olmanın bir yolu yok. Vegan olmayan birinin ben hayvanları seviyorum söyleminin silah ticaretinden geçiniyorum; ama savaşa karşıyım demekten bir farkı yok.

Evet hayvanları öldürerek sevemezsiniz. Tıpkı insanlara savaşmaları için silah satarak savaşa karşı olamayacağınız gibi.

Maalesef bir karavanımız yok, belki bir gün olur kim bilir... Çok uzun zamandır ilk defa bir hayalim oldu. 'Hayalimiz' aslında. Şirin bir karavan, Yunus, ben... Kendimizi çekip çevirecek kadar para, istediğin zaman istediğin yerde yaşama, uyuma, yeme, içme ve pişirme hürriyeti... Hem ev hem dükkan hem araba :) İnsanın hemen şimdi çekip gidesi geliyor.

Doğrusunu söylemek gerekirse Yunus 'tam' anlamıyla vegan olmadı. Şimdilik olamaz da; çünkü çocukluğundan beri yaptığı şey aşçılık. Dünya mutfağı aşçısı olduğu ve vegan mekanlar ancak kendi çarklarını döndürebildiği için çalıştığı her yer karnistlere göre dizayn edilmiş durumda. Ama ona vegan olmaya karar verdiğimi söylediğim ilk günden beri bu ev tamamen vegan oldu. Birlikte vegan pişiriyoruz, vegan yiyip içiyoruz, vegan yaşıyoruz. İş yerinde de mecbur kalmadıkça hayvan vücudundan, salgısı ve çıktısından uzak duruyor. Öğlen, akşam hatta gece beraber evde yiyoruz zaten. Mecbur kaldığı durumlar da genelde müşterilere gönderdiği tabakları tatmak zorunda oluşu.

Ama ben bütün kalbimle vegan diyorum onun için. Şimdi, şu anda başka bir şansımız olsa çok büyük mutlulukla 'tam vegan' olacağına kalıbımı basarım. Akşamları eve geldiğinde ne kadar zorlandığından söz ediyor. Ben artık 'hayvan cesedi parçaları' olduğunu bildiğim şeylere bakamıyorum bile. O ise her gün bunlarla iç içe, her şey normalmiş gibi yaşamak ve davranmak zorunda... Çok zor...

Biz yemek yapacağız, anlamışsınızdır :) Bazen yalnız ben yapacağım, bazen yalnız Yunus yapacak (ki o yaptığı zaman parmaklarımı da yiyorum) bazen ikimiz beraber yapacağız ve burada paylaşacağız. Kapatılan İnstagram hesabımda birbirinden güzel yemekler, fotoğraflar, tarifler vardı. Gerçekten çok üzgünüm; ama geçmişe mazi derler... Geri alabilirsem tabii ki çok mutlu olurum. Alamazsam da ne yapalım... Sağlık olsun deyip geçeceğiz.

Benim bir bloğum daha var SÖZ SANATI. Orada edebiyat, iç dökme şeysi, şiirler, yazılar, duygular düşünceler filan var... SÖZ SANATI elde olmayan sebeplerden dolayı sanırım biraz kontrolden çıktı. Burada yemek tarifleri paylaşacağım. Umarım burayı da karman çorman bir hale getirmem.

Bu benim ikinci kez blog açışım. İlkini de ağlarken, çok üzgünken, hiçbir şey yoluna girmeyecekmiş gibi hissederken açmıştım. Aradan yıllar geçmesi ve hala hiçbir şeyin yoluna girmemiş olması ne acı bir tesadüf. Biz şen şakrak, keyif ehli, acayip sosyal insanlar değiliz. Biz sadece iyi insanlarız. Bunu yazmaktan çok büyük gurur duyuyorum, bizim güzel kalplerimiz var. 

Küçük dünyamızı, mutfağımızı, kalbimizi, bildiklerimizi ve öğreneceklerimizi size açıyoruz.

Onları incitmeden yaşamanın aslında ne kadar kolay olduğunu görebilmeniz için...

Size bir ineğin bir kediden farklı olduğunu düşündürten şey nedir bilmiyorum; ama aralarında hiç fark yok. Kedinin acıyı duyumsadığını anlayabilirken ineğin öldürülmek üzere doğduğunu varsayıyor olmanız en hafif deyişle vahşettir.

Çektikleri acıları düşündükçe nefesim kesiliyor. Nefesim kesildikçe de kendimi mutfakta buluyorum. Çünkü hep söylediğim gibi 'dünyayı değiştiremem; ama dünyamı değiştirebilirim. Dünyamı değiştirmeden de dünyayı değiştiremem...'

Bence hoş geldik...








2 yorum:

  1. Hoşgeldiniz, hayırlı olsun :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Sizi burada gördüğüme çok sevindim. Teşekkür ederiz, sağ olun :)

      Sil